Kadıoğlu Hastanesi

(212) 211 3333
Randevu al
Nesilden Nesile Sağlıkla

Radyasyon ve Radyasyondan Korunma Yöntemleri

Radyasyon Nedir?
Teknolojideki çok hızlı gelişmeler sonucu üretilen çeşitli elektronik cihazların (TV. radyo, bilgisayar, röntgen ve tomografi cihazları) yaygınlaşması ile meydana gelen radyasyonun elektromanyetik kirliliğe yol açtığı anlaşılmıştır.
Radyasyon, elektromanyetik dalgalar veya parçacıklar biçimindeki enerji emisyonu (yayımı) ya da aktarımıdır. Bilindiği gibi maddenin temel yapısını atomlar meydana getirir. Atom ise proton ve nötronlardan oluşan bir çekirdek ile bunun çevresinde dönmekte olan elektronlardan oluşmaktadır.
Herhangi bir maddenin atom çekirdeğindeki nötronların sayısı, proton sayısına göre oldukça fazla ise; bu tür maddeler kararsız bir yapı göstermekte ve çekirdeğindeki nötronlar alfa, beta, gama gibi çeşitli ışınlar yaymak suretiyle parçalanmaktadır. Çevresinde bu şekilde ışın saçarak parçalanan maddelere ‘radyoaktif madde’, çevreye yayılan alfa, beta ve gama ışınlara ise ‘radyasyon’ adı verilmektedir. 
Radyasyon, boşlukta düz bir çizgi boyunca yayılım gösteren enerjilerdir. Bu enerjiler radyolojide iki ana grupta kullanılmaktadır. Birinci grupta kullanılan enerjiler elektromanyetik radyasyonlardır. Bunlar x-ışınları (röntgen, anjiografi, mamografi bilgisayarlı tomografide) gama ışınları ise manyetik rezonans görüntülemede kullanılmaktır. İkinci grupta bulunan elektromanyetik radyasyonlardan farklı özellik gösteren ultrases enerjisi de ultrasonografi yönteminde kullanılmaktadır.
X-ışınları ya da röntgen ışınları temas ettikleri maddelerin elektron kaybetmelerine yani iyonize olmalarına neden olan yüksek enerjili radyasyondur. Bu ışınlar tanı amaçlı kullanılan filmlerin çekilmesine kullanılırlar. Doza bağlı olarak hücre bölünmesi ve genetik yapısında bozulmalara neden olabilirler. Röntgen ışınlarının da dahil olduğu iyonize radyasyona en hassas olan hücreler hızlı bölünen hücrelerdir. Bu nedenle gelişmekte olan fetus ve ona ait dokular ışınlardan en fazla zarar görmesi beklenilen yapılardır. Burada dikkat edilmesi gereken nokta sadece ışın ile temas eden dokunun etkilenmesi ve bu ışınların vücut içinde seyahat etmemesidir. Örneğin çekilen bir el filminde alınan ışınlar vücut içinde ilerleyerek rahime kadar ulaşmaz. 
Radyasyonun tıp alanında kullanılması, klinik olarak verilmesi gereken bir karardır. Bu alanda tanı ve tedavi amacıyla alınan kişisel dozları sınırlamak fazla uygun değildir ve bu nedenle alınan kolektif doz oldukça yüksektir. Tıp görevlilerinin bu konuda yayınlanan ilgili mevzuat ve Uluslararası Radyasyondan Korunma Komisyonu tavsiyelerini dikkatle takip etmeleri gerekmektedir.

imageHastaların Korunması: 
Uygulamaların kabul gerekçelendirilmesi: Işınlanmanın zararlı sonuçları göz önünde bulundurularak net bir fayda sağlamayan hiçbir radyasyon ışınlanmasına izin verilmez. 
Radyasyon korunmasının optimizasyonu: Tedavi amaçlı tıbbı ışınlanmalar hariç, radyasyon ışınlanması gerektiren uygulamalarda, kişisel dozların büyüklüğü, mümkün olan en düşük dozun alınması sağlanır.
Dozların sınırlandırılması: Bireylerin normal ışınlanmaları, izin verilen tüm ışınlanmaların neden olduğu ilgili organ veya dokudaki eşdeğer doz ve etkin doz sınırları geçemez.
Hasta dozu mümkün olduğu kadar aza indirilmeli, gereksiz tekrarlardan kaçınmak çocuklarda ve prodüktif çağdaki popülasyonda ışınlanan alan gonadlara (yumurtalıklar) yakınsa gonadal korunma yapılmalıdır. Radyolojik incelemelerde daima kolimasyon (ışın ayarlama) kullanılmalı ve ekspoze edilen alan küçük tutulmalıdır. Kolimasyon hastanın aldığı primer ışını ve saçılmayı azaltır, görüntü kalitesini artırır.
Fluoroskopik incelemelerden daima kaçınılmalı ve mümkün olan her durumda fluoroskopi yerine radyografi yapılmalıdır. Bir akciğer fluoroskopisinde alınan doz akciğer radyografisinde alınan dozdan 100 kat fazladır. Halk arasında mikrofilm denilen ve tüberküloz taramasında kullanılan fotofluorografide ise akciğer radyografisinden 10 kat fazla X-ışını dozu alınır.
Gebelerle, çocuk hastalar öncelikle korunmalıdır. Periyodik röntgen tarama (diş çürüğü araştırmak) azaltılmalı ve böyle işlemlerde hızlı filmler kullanılmalıdır. 40 yaşın altında zorunlu olmadıkça mamografi yapılmamalıdır.

 

Çalışanların Korunması: 
Diyagnostik radyolojide kullanılan kurşun gömlek (yüksek yoğunluğu ve atom numarası nedeniyle) etkin bir koruyucudur. Kurşunlu camlı gözlükler göze gelen dozu önemli oranda azaltır ve girişimsel radyolojik incelemelerde mutlak kullanılmalıdır. Boyun, tiroidin aldığı dozu önemli ölçüde azaltan kurşunlu bir boyunlukla korunmalıdır. Girişimsel radyolojide tavana monte veya taşınabilir kurşun camlı radyasyon koruma bariyerleri kullanılmalıdır.
Radyasyon çalışanları hastayı asla tutmamalı, bu iş kurşun gömlek giydirilmek şartıyla hastanın yakındakilere yaptırılmalıdır. Taşınabilir röntgenle yapılan radyografilerde teknisyen hastadan en az 2 m mesafede olmalıdır. Fluoroskopi devamlı değil aralıklı yapılmalıdır. Son fluoroskopik görüntünün monitörde sabitlenmesi fluoroskopi süresini birçok durumda %50-80 oranında azaltır. Fluoroskopi süresince gerekli olmadıkça çalışanlar odada bulunmamalıdır.

Son güncellenme tarihi:2012-12-10

Son Eklenen Makaleler