Kadıoğlu Hastanesi

(212) 211 3333
Randevu al
Nesilden Nesile Sağlıkla

Çağımızın Sorunu Damar Sertliği

Damar sertliği (atheroskleroz), özellikle gelişmiş toplumlarda en önemli ölüm ve maluliyet nedenleri arasında başı çekmektedir. Hastalığa yol açan risklerin erken tanınması için yirmi yaşın üzerindeki herkesin kolesterol düzeyinden haberdar olmaları amacıyla check-up programları önerilmektedir.                                           

Damar sertliği, tuttuğu damarların besledikleri organlara ait değişik klinik problemlere yol açar. Kalp damarlarını tutmuşsa kalp krizine, göğüs ağrısına veya ritim bozukluklarına neden olur. Beyni besleyen damarlarda gelişen damar sertliği, inme (felç) ve geçici olarak beynin kansız kalma durumlarına; kol ve bacak damarlarının tutulumunda ise bacak ağrılarına veya kangrene neden olabilir.
Damarların iç yüzeylerinde (cidar) yağlı protein (lipoprotein) bileşiklerinin oturmasıyla gelişen yağ birikimleri şeklindeki erken evre değişikliklerinin hastalığın başlangıç evresi olduğu düşünülmektedir. Bu değişiklikleri başlatıcı faktörler olarak damar iç yüzeylerinde hasar oluşturan hipertansiyon ve sigara özel önem taşır. Yağ birikimlerine neden olan en önemli etken daha çok katı hayvani yağ ve yumurta sarısı gibi bazı besinlerde bulunan kolesteroldür. Kolesterolün önemli bir kısmı vücut tarafından yapılırsa da kolesterolce zengin gıdaların aşırı tüketilmesiyle kandaki düzeyi daha da yükselir. Gelişen bu damar değişiklikleri içerisindeki yağ içeriği kan kolesterol düzeyi ile ilişkili olarak artmaya başlar. Damarın yapısına geçen bu maddeler, iltihabi bir reaksiyonu da başlatırlar. Gelişen iltihabi reaksiyon vücudun savunma hücrelerini damar iç zarı altına çağırarak burada bu hücrelerin sayısının artmasına neden olur.  Böylelikle damar gerek tıkanıklığın etkisiyle gerekse düz kasların kasılmalarıyla daha da daralır. Trombosit adı verilen kanama sırasında tıkaç görevi gören hücrelerin buraya yapışmaları damarın geçici veya kalıcı tıkanıklarına neden olabilmektedir. Zamanla oluşan bu değişikliklere damar iç cidarı altında kireçlenme benzeri değişiklikler eklenerek damardaki tıkanıklık daha kalıcı bir karakter kazanır.

Risk faktörleri, tanınmaları, tedavileri

Ailesinde 55 yaşın altında ani kardiyak ölüm, kalp krizi veya felç gibi hastalık hikayesi olanlar genetik olarak hastalığa daha yatkındırlar. Erkeklerde damar sertliği daha sık görülür. Sigara içen bireylerde hastalık daha erken başlamakta ve damar tıkanıklıkları daha hızlı gelişmektedir. Şeker hastalığı olanlarda veya insülin direnci olanlarda hastalık daha hızlı ilerlemektedir. Bir kişide birden fazla risk faktörü varsa damar sertliğine bağlı hastalıkların görülme sıklığı kat kat artmaktadır. Buna karşın egzersiz yapan bireylerde damar sertliği daha az gelişirken şişmanlarda ve fiziksel olarak aktif olmayanlarda hastalık daha erken görülmektedir. Kolesterol düzeyinin 200 mg/dl üzerinde olması damar sertliğinin gelişimini hızlandırırken yüksek düzeyin düşürülmesinin hastalığın gelişimini geciktirdiği çok sayıda uluslararası çalışmada gösterilmiştir. Kolesterolü yüksek bireylerde ilk yapılacak iş diyetten kolesterol içeren besinlerin uzaklaştırılmasıdır. Günlük yağ alınımı azaltılırken katı yağlar yerine ayçiçeği yağı, mısırözü yağı, zeytinyağı gibi sıvı yağlar tercih edilir. Diyet tedavisinde tereyağı, yumurta sarısı, çikolata, salam, sucuk, sosis, gibi gıdalar, yağlı süt, yağlı etler, sakatat, kaymak, yağlı kaymaklı yoğurt, yağlı peynir gibi besinlerden uzak durmalıdır. 3-6 ay kadar sıkı bir diyet tedavisine rağmen kolesterol düzeyleri hedeflenen değerlere düşürülememişse ilaç tedavisi planlanır. Her gün yapılan egzersizlerin kolesterol düzeylerinin düşmesinde önemli katkısı vardır. 
20 yaşın üzerindeki herkese kolesterol düzeyinden haberdar olmaları amacıyla tarama programları önerilmektedir. Kolesterolün damar cidarından temizlenmesini sağlayan iyi kolesterol de denilen HDL-kolesterol düzeyinin yüksek olması hastalıktan korur. Damar cidarına çöken formu olan LDL-kolesterol düzeyinin yüksek olması ise, hastalığı hızlandırır. HDL-kolesterolü düşük olan kişilerin sigarayı bırakmaları, fizik aktivitelerini artırmaları, zayıflamaları HDL düzeylerini yükseltir. Eğer diyet ve egzersizle kolesterol düzeyi düşürülememişse ilaç tedavisi planlanır.  
Koroner kalp hastalığı olmayan ikiden az risk faktörü olanlarda LDL kolesterol düzeyinin 160 mg altında tutulması hedeflenir. LDL kolesterol 190 altına düşürülememişse ilaç tedavisine başlanır. İkiden fazla risk faktörü olanlarda ilaç başlama LDL düzeyi için 160 mg/dl iken kalp hastalığı olanlarda 130mg /de’dir.
Tansiyon yüksekliğinin 140/90 üzerinde olduğu hastalarda diğer risk faktörleri olsun olmasın normal değerlere düşürülmesi için ilaç kullanılır. Diyabetli hastalarda ve birden fazla risk faktörü olanlarda ise tansiyonun 130/80 altında olması hedeflenir. Hipertansiyonun erken dönemlerinde zaman zaman ani yükseklikler gözlenebilir. Özellikle doktor muayenesi sırasında beyaz önlük hipertansiyonu adı verilen geçici tansiyon yükselmeleri hipertansiyon teşhisini güçleştirebilir. Holter tansiyon monitorizasyonu adı verilen 24 saat belirli aralıklarla kan basıncını ölçen gereçler, tedavi edilmesi gereken hastaların tanınmasında yardımcı olurlar. Bu aletler uygulanan tedavilerin etkinliklerinin değerlendirilmeleri amacıyla da kullanılmaktadırlar. 
Son yıllarda kan homosistein düzeyinin yüksek olmasının pıhtılaşmayı artırarak kalp krizi riskini artırdığı düşünülmektedir. B vitaminleri ve özellikle folik asitçe zengin besinlerin kullanılması ve multivitamin desteği ile homosistein düzeyi düşürülebilmektedir. 
Yaş, erkek cinsiyet grubunda olmak, genetik yapı gibi risk faktörleri değiştirilemeyen risk faktörlerdir. Riskleri fazla olan bireylerde hastalığın gelişiminin kontrolünün yanı sıra erken tanınmasının yararı vardır. Bu nedenle özellikle 35 yaş üzerinde düzenli global risk değerlendirilmesini hedefleyen check-up programlarının önemi büyüktür. 

Efor testinin önemi
Damar sertliğinin önlenmesinde herkesin risklerinin değerlendirildiği medikal danışmanlığın önemi büyüktür. Her gün 30 dk civarında yapılan egzersiz hastalığın gelişimini yavaşlatır. Kısaca, yaşam stili, sigara, şişmanlık, fiziksel aktivite gibi risk faktörleri yaşam değişiklikleri ile düzeltilebilir. Kolesterol yüksekliği hipertansiyon ve insülin direnci gibi risk faktörleri için ise diyet tedavisinin yanı sıra ilaç tedavisi gerekebilir.

Son güncellenme tarihi:2011-10-18

Son Eklenen Makaleler